var

var

(vaɾ)
sıfat
olan; yok karşıtı Evin küçük bir bahçesi var.
a. yer almak dünyanın çeşitli yerlerinde var olan diller
b. hayatta olmak dünyada var olan ilk canlılar

var

available, have, there, be, is, presentحَاضِرpřítomnýtilstedeværendeanwesendπαρώνpresenteläsnäolevaprésentprisutanpresente居る참석한aanwezigtil stedeobecnypresenteприсутствующийnärvarandeปรากฏตัวcó mặt现在的
ad
mülkiyet Varını yoğunu sattı.
Kernerman English Multilingual Dictionary © 2006-2013 K Dictionaries Ltd.
Collins Multilingual Translator © HarperCollins Publishers 2009