tut-

tut-

(tut'-)
fiil geçişli -i hâli tutar (tu'taɾ)
1. ele almak Elinde bir buket çiçek tutuyordu.
2. ele geçirmek Kaçan çocuğu tuttu.
3. elinde kini bırakmamak Hırsızı tutup polisi çağırdılar.
4. yağan şeyin yerde kalması Kar yeri tutmadan eridi.
5. arka çıkmak Aynı takımı tutuyorlar.
6. benimsemek Yeni lokantayı tutmadılar.
7. başlamak Bir temizlik işi tutmuş.
8. ardından gitmek O hattı tutup ilerledik.

tut-


fiil geçişli -i hâli -e hâli
1. yön belirlemek bir yeri taşa tutmak
2. yakınlaştırmak mendili burna tutmak
3. sunmak konuklara şeker tutmak

tut-


fiil nesnesiz
1. dileğin gerçekleşmesi Bedduası tuttu.
2. diyelim ki Tut ki, hastalandın. Ne yaparsın?
3. üstünde birikmek kaymak tutan süt
4. çevrelemek üstü sis tutan şehir
5. zaman geçmesi iki saat tutan yolculuk
6. tutunup kalmak iyi tutan bir boya
7. tencerenin kararması Tencerenin dibi tutmuş.
8. beğenilmek Son romanı tutmadı.
Kernerman English Multilingual Dictionary © 2006-2013 K Dictionaries Ltd.