kol

kol

arm, handle, lever, branch, catch, column, crankArm, Griff, Hebelbrazo, asa, manilla, palanca, tiradorذِرَاع, عَتَلَةٌ, مِقْبَضklika, páka, paže, rukojeťarm, håndtag, stangβραχίονας, μοχλός, χειρολαβή, χερούλιkädensija, kahva, käsivarsi, vipubras, levier, poignéedrška, poluga, ručka, rukabraccio, leva, manico, manigliaハンドル, レバー, 取っ手, 腕손잡이, 조종간, 팔arm, handgreep, hefboom, hendelarm, håndtak, spakdźwignia, rączka, ramię, uchwytalavanca, braço, cabo, maçaneta, pega, puxadorрука, ручка, рычагarm, handtag, spakแขน, คันโยก, ด้าม, ที่จับcánh tay, đòn bẩy, tay cầm手柄, 把手, 杠杆, (kol)
ad
1. anatomi bir uzuv kol kemikleri
2. hayvanlarda etin çıktığı ön ayak kısmı Kurbanın kolundan bir parça verdi.
3. botanik büyük sürgün ağacın kolları
4. bir cihazın çalışmasını sağlayan aparat Et makinesinin kolunu hızla çevirdi.
5. müzik enstrüman parçası kolu kısa olan bağlamalar
6. koltukta kol koymalık yer Koltuğun kollarına kumaş geçirdi.
7. branş Yol iki kola ayrılıyor.
8. kolluk güvenlik kolları
9. askerlik cephe uçağın kolları
a. sürgün vermek Çiçek kol attı.
b. mecaz açılıp saçılmak Bütün şehre kol attılar.

a. devriye gezmek Polisler kol geziyor.
b. dolanmak mahallede kol gezen dedikodular
c. mecaz kötüye gitmek ortalıkta kol gezen terör
Kernerman English Multilingual Dictionary © 2006-2013 K Dictionaries Ltd.
Collins Multilingual Translator © HarperCollins Publishers 2009