()
ad
1. dış olmayan arabanın içi
götürmek mecaz Müdür okulun parasını iç etmiş.
2. iç kısım oluğun içi
3. alt giysi iç çamaşırı
4. kabuksuz kısım ceviz içi
5. harç dolma içi
6. mecaz gönül İçimiz sevinç dolu.
rahata ermek Biraz iç açıcı şeyler dinleyelim.
a. iç geçirmek Acı haberi duyunca derin bir iç çekti.
b. katılarak ağlamak Çocuk derin derin iç çekiyor.

canı istemek Çok iştahlı, ne görse içi çekiyor.
ah etmek Eski resimlere bakıp iç geçirdi.
7. dahiliye iç yağı
Yemekten içi bulandı.
8. mecaz içerik içi boş bir makale

inner, interior, internal, filling, home, insideدَاخِلٌ, دَاخِلِيٌّ, دَاخِليٌّinteriér, interní, vnitřníindreInnere, innerer, internενδόμυχος, εσωτερικό, εσώτεροςinterior, internosisä-, sisäinen, sisusintérieur, interneunutrašnji, unutrašnjostinterni, interno内側, 内側の, 内部の내부, 내부의, 안의binnenste, interieur, internindre, internwewnętrzny, wnętrzeinterior, internoвнутренний, интерьерinre, inredningข้างใน, ภายในbên trong, nội bộ, nội thất内部, 内部的
sıfat
1. merkezi iç halkalar
2. mecaz metafizik kadınların iç dünyası
Kernerman English Multilingual Dictionary © 2006-2013 K Dictionaries Ltd.
Collins Multilingual Translator © HarperCollins Publishers 2009