Printer Friendly
Çevrimiçi Sözlük / Turkish Dictionary
3.897.891.075 hizmet alan ziyaretçiler.
forum Join the Word of the Day Mailing List For webmasters
?
English
Dictionary
Español
Spanish
Dictionary
Deutsch
German
Dictionary
Français
French
Dictionary
Italiano
Italian
Dictionary
العربية
Arabic
Dictionary
中文简体
Chinese Simplified
Dictionary
Polski
Polish
Dictionary
Português
Portuguese
Dictionary
Nederlands
Dutch
Dictionary
Norsk
Norwegian
Dictionary
Ελληνικά
Greek
Dictionary
Русский
Russian
Dictionary
Türkçe
Turkish
Dictionary
?

uzak

0,01 sec.
uzak entfernt, entlegen, fern, weit, weiter entfernt aloof, distant, far, faraway, off, out-of-the-way, remote lointain, distant, loin av, fjern далёкий, далекий, отдаленный بعيد, ضئيل daleký, vzdálený fjern απομακρυσμένος, μακρινός distante, lejano, remoto kaukainen dalek, udaljen distante, lontano, remoto 遠い, 遠く離れた, 離れた 먼, 멀리 떨어진 afgelegen, ver daleki, odległy distante, remoto avlägsen, långt borta ไกล, ห่างไกล xa, xa xôi 在远处的, 遥远的
adjective uzak (uzağı [uza'ɯ]) [u'zak]
1 gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan; yakın karşıtı loin, lointain
uzak bir ülke un pays lointain
2 aralarında çok zaman bulunan lointain
uzak bir gelecek un avenir lointain
3 ihtimali az olan peu probable
uzak bir ihtimal une faible probabilité
4 ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan disparate
uzak konular sujets disparates
noun uzak yakın olmayan yer lointain
uzaklardaki akrabalar parents dispersés
noun Uzak Doğu [u'zak dou] Asya'nın doğu ve güneydoğusu Extrême Orient
Uzak Doğu ülkeleri pays d'Extrême-Orient
verb intransitive ablative uzaklaş- [uzakɫaʃ'-] (uzaklaşır [uzakɫa'ʃɯɾ])
1 bir şeyden, yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek s'éloigner
Araba şehirden uzaklaştı. La voiture s'est éloignée de la ville.
2 yabancılaşmak, ilgisi azalmak se sentir étranger
Çocuk arkadaşlarından uzaklaşıyor. L'enfant se sent étranger de ses amis.
verb transitive accusative uzaklaştır- [uzakɫaʃtɯɾ'-] (uzaklaştırır [uzakɫaʃtɯ'ɾɯɾ])
1 uzağa götürmek éloigner, enlever
Görevliler çöpleri evlerden uzaklaştırdı. Les préposés ont enlevé les ordures des maisons.
2 çıkarmak, ayırmak sortir, séparer
Tümörü organdan uzaklaştırdılar. Ils ont procédé à l'ablation de la tumeur de l'organe atteint.
3 yabancılaştırmak, ilgisiz bırakmak désintéresser, tenir à distance
gençleri geleneklerden uzaklaştıran sebepler les raisons qui éloignent les jeunes des traditions
noun uzaklık (uzaklığı)
1 uzak olma durumu éloignement
okulun uzaklığından kaynaklanan sorunlar problèmes dûs à l'éloignement de l'école
2 mesafe distance
iki nokta arasındaki uzaklığın ölçümü mesure de la distance entre deux points
noun uzaktan kumanda [uzak'tan kumanda] alet veya araçları uzaktan çalıştıran kablosuz alet télécommande
televizyon uzaktan kumandası télécommande de téléviseur


TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin.
?Sayfa araçları
Yazıcı dostu
Alıntı / bağlantı
Geri bildirim
 Sözcük Tarayıcı:
?

Kullanım Şartları | Gizlilik ilkesi | Geri bildirim | Bize reklam verin | Copyright © 2012 Farlex, Inc.
Tekzip
Bu web sitesinde, sözlük, eş anlamlar sözlüğü, yazın, coğrafya ve diğer referans verileri kapsayan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler eksiksiz ve güncel olarak kabul edilmemelidir ve yasal, tıbbı ya da herhangi bir uzmanın görüş, danışmanlık ya da önerisinin yerine kullanılması amaçlanmamıştır.