tut-

tut-

(tut'-)
fiil geçişli -i hâli tutar (tu'taɾ)
1. Elinde bir buket çiçek tutuyordu.
2. Kaçan çocuğu tuttu.
3. Hırsızı tutup polisi çağırdılar.
4. Kar yeri tutmadan eridi.
5. Aynı takımı tutuyorlar.
6. Yeni lokantayı tutmadılar.
7. Bir temizlik işi tutmuş.
8. O hattı tutup ilerledik.

tut-


fiil geçişli -i hâli -e hâli
1. bir yeri taşa tutmak
2. mendili burna tutmak
3. konuklara şeker tutmak

tut-


fiil nesnesiz
1. Bedduası tuttu.
2. Tut ki, hastalandın. Ne yaparsın?
3. kaymak tutan süt
4. üstü sis tutan şehir
5. iki saat tutan yolculuk
6. iyi tutan bir boya
7. Tencerenin dibi tutmuş.
8. Son romanı tutmadı.