| Çevrimiçi Sözlük / Turkish Dictionary 3.899.165.042 hizmet alan ziyaretçiler. |
tık- |
0,01 sec. |
|
|
tık- verb transitive accusative tık- (tıkar [tɯ'kaɾ]) [tɯk-] iterek, zorla, aceleyle sokmak Eşyalarını dolaba tıktı. adverb tıka basa [tɯ'ka basa] boş kalmayacak biçimde, iyice dolarak Çantasını tıka basa doldurdu. verb transitive accusative tıka- [tɯka'-] (tıkar [tɯ'kaɾ]) 1 bir şeyin ağzını veya deliğini bir nesneyle kapamak Lavaboyu tıkadı. 2 yol vb.ni bir engelle işlemez duruma getirmek Kaza trafiği tıkadı. noun tıkaç [tɯ'kaʧ] (tıkacı [tɯka'ʤɯ]) bir şeyin delik veya ağzını tıkamaya yarayan nesne Küveti tıkaçla tıkadı. adjective tıkalı [tɯka'ɫɯ] kapanmış, herhangi bir şeyin geçemediği (yol vb.) tıkalı yol verb intransitive tıkan- [tɯkan'-] (tıkanır [tɯka'nɯɾ]) 1 tıkama işine konu olmak Trafik tıkandı. 2 iştahı kalmayıp yemek yiyememek Tıkandım artık yiyemiyorum. 3 soluk alamamak Boğazı tıkandı. adjective tıkanık [tɯka'nɯk] (tıkanığı [tɯkanɯ'ɯ]) tıkanmış olan tıkanık boru verb transitive accusative tıkın- [tɯkɯn'-] (tıkınır [tɯkɯ'nɯɾ]) eline geçen yiyeceği oburca yemek Çikolataları tıkınıyor. verb intransitive tıkış- [tɯkɯʃ'-] (tıkışır [tɯkɯ'ʃɯɾ]) birlikte bir yere tıkılmak Sınıfa tıkıştılar. verb transitive accusative dative tıkıştır- [tɯkɯʃtɯɾ'-] (tıkıştırır [tɯkɯʃtɯ'ɾɯɾ]) boş yer kalmayacak biçimde doldurmak, gelişigüzel koymak Çantasını kitaplarla tıkıştırdı. verb transitive accusative tıkıştır- [tɯkɯʃtɯɾ'-] (tıkıştırır [tɯkɯʃtɯ'ɾɯɾ])
1 acele ile birine bir şeyi yedirmeye çalışmak Çocuğa mamasını tıkıştırıyor. 2 iyice çiğnemeden yutarak yemek yemeği tıkıştırmak TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin. |
|
| Ücretsiz Araçlar: |
Sörfçüler için:
Tarayıcı eklentisi |
Günün sözcüğü |
Yardım
Web sorumluları için: Ücretsiz içerik | Bağlama | Arama kutusu | Çift tıklayarak arama |
|---|