sal-

sal-

(saɫ'-)
fiil geçişli -i hâli salar (sa'ɫaɾ)
1. Gözaltındakileri salmışlar.
2. mecaz hastalıktan sonra kendini salan kadın

sal-


fiil geçişli -i hâli -e hâli
1. Birini adamın peşine salmışlar.
2. Bu belayı halkın başına kim saldı?
3. Hırsıza köpeği salmışlar.
4. kuyuya kovayı salmak