| Çevrimiçi Sözlük / Turkish Dictionary 3.898.954.027 hizmet alan ziyaretçiler. |
sıkış- |
0,01 sec. |
|
|
sıkış- verb intransitive sıkış- (sıkışır [sɯkɯ'ʃɯɾ]) [sɯkɯʃ'-] 1 birbirine basınç yapacak kadar yaklaşmak Bitkinin kökleri sıkışmış. 2 basınçla iki şey arasında kalmak parmağı kapıya şıkışan çocuk 3 dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak Hepimiz bir taksiye sıkıştık. 4 zor bir durumda kalmak İşler artınca sıkıştık. 5 sıkıntı ve darlık vermek kalbi sıkışan ihtiyar 6 tuvalet ihtiyacının gelmesi Çocuk sıkışınca otobüsü durdurdular. adjective sıkışık [sɯkɯ'ʃɯk] (sıkışığı [sɯkɯʃɯ'ɯ]) sıkışmış bir durumda olan İşler sıkışık. verb transitive accusative sıkıştır- [sɯkɯʃtɯɾ'-] (sıkıştırır [sɯkɯʃtɯ'ɾɯɾ])
1 bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak Elbiseleri küçük bir valize sıkıştırdı. 2 bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere yerleştirmek Camın kenarına bir kâğıt sıkıştırdı. 3 gevşek veya seyrek olan şeyleri sıkı duruma getirmek Vidaları sıkıştırdı. 4 bir şeyin kısılmasına, ezilmesine sebep olmak Elmalar, çilekleri sıkıştırmış. 5 karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi eline tutuşturmak Çocuğun eline biraz para sıkıştırdılar. 6 kaçmayacak biçimde çembere almak Polis hırsızı sıkıştırdı. 7 zorlamak Gerçeği söylemesi için sıkıştırdık. TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin. |
|
| Ücretsiz Araçlar: |
Sörfçüler için:
Tarayıcı eklentisi |
Günün sözcüğü |
Yardım
Web sorumluları için: Ücretsiz içerik | Bağlama | Arama kutusu | Çift tıklayarak arama |
|---|