sıkıntı

sıkıntı

agitation, boredom, bother, difficulty, discomfort, hassle, inconvenience, privation, strain, strait, trouble, nuisanceإِزْعَاجٌotravaplagePlageμπελάςmolestiariesaembarrassmetnjaseccatura厄介なもの귀찮은 존재lastpostplageutrapienieamolação, incómodoдосадаbesvärการก่อให้เกิดความรำคาญmối phiền toái讨厌的东西 (sɯkɯn'tɯ)
ad
1. sıkıntıdan kurtulmak
İşleri düşününce sıkıntı bastı.
Savaş yıllarında çok sıkıntı çektiler.
Bu sorunlar bize sıkıntı verdi.
İflastan sonra çok sıkıntıya düştüler.
Çok narindir; sıkıntıya gelemez.
2. geçim sıkıntısı
3. kışın ortaya çıkan yakacak sıkıntısı
4. mecaz Sıkıntılar onu çok yıprattı.