Printer Friendly
Çevrimiçi Sözlük / Turkish Dictionary
1.801.526.865 hizmet alan ziyaretçiler.
forum mailing list For webmasters
?
New: Language forums
English
Dictionary
Español
Spanish
Dictionary
Deutsch
German
Dictionary
Français
French
Dictionary
Italiano
Italian
Dictionary
العربية
Arabic
Dictionary
中文简体
Chinese Simplified
Dictionary
Polski
Polish
Dictionary
Português
Portuguese
Dictionary
Nederlands
Dutch
Dictionary
Norsk
Norwegian
Dictionary
Ελληνική
Greek
Dictionary
Русский
Russian
Dictionary
Türkçe
Turkish
Dictionary
?

oyun

0,02 sec.
oyun catch, drama, game, performance, play, presentation, sport, the theatre, trick لعب, مباراة hra leg, spil Spiel, Theaterstück θεατρικό έργο, παιχνίδι juego näytelmä, peli jeu, pièce igra gioco ゲーム, 劇 게임, 연극 spel skuespill, spill gra jogo, peça teatral игра pjäs, spel เกมส์, การแสดง trò chơi, vở kịch 游戏
noun oyun [o'jun]
1 vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence jeu
oyun kâğıtları cartes de jeu
2 kumar jeu de hasard
Bu paraları oyundan kazanmış. Il a gagné tout cet argent au jeu.
3 müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü danse
Müzikle beraber oyun da başladı. Avec la musique la danse a aussi commencé.
4 seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser pièce de théâtre
oyuna uygun bir dekor un décor qui convient à la pièce
5 spor, eğitim veya eğlence amaçlı her türlü yarışma compétition
oyun süresi durée de la compétition
6 hile, entrika trucage, intrigue, jeu
birinin oyununa gelmek se laisser prendre au jeu de qqn
adjective oyunbozan [o'junbozan] birlikte yapılması kararlaştırılan bir işten tek taraflı cayan mauvais joueur
oyunbozan bir arkadaş un camarade mauvais joueur
noun oyunbozanlık [o'junbozanɫɯk] (ojunbozanlığı [ojunbozanɫɯ'ɯ]) oyunbozan olma durumu être mauvais joueur
Onu oyunbozanlığından dolayı grubumuzdan çıkardık. Nous l'avons exclu de notre groupe parce qu'il est mauvais joueur.
oyunbozanlık et-
birlikte yapılması gereken bir işten çekilmek se retirer, laisser tomber
Oyunbozanlık etme de işimizi bitirelim. Ne laisses pas tomber maintenant, finissons ce que nous avons à faire.
noun oyuncak [ojun'ʤak] (oyuncağı [ojunʤa'ɯ])
1 oynayıp eğlenmeye yarayan her şey jouet
oyuncak mağazası magasin de jouets
2 önemsiz ve kolay iş jeu d'enfant, facile
Bu senin için çocuk oyuncağı. Ceci est un jeu d'enfant pour toi.
3 başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan güçsüz kimse jouet de qqn
Adam akrabalarının oyuncağı olmuş. Il est devenu le jouet de ses parents.
noun oyuncu [ojun'ʤu]
1 herhangi bir oyunda oynayan kimse acteur
yarışan oyuncular des acteurs qui sont en compétition
2 sinema veya bir gösteride rol alan sanatçı acteur
oyuncunun rolü le rôle de l'acteur


TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin.
?Sayfa araçları
Yazıcı dostu
Alıntı / bağlantı
E-posta
Geri bildirim
 Sözcük Tarayıcı:
?

Tekzip | Gizlilik ilkesi | Geri bildirim | Copyright © 2009 Farlex, Inc.
Bu web sitesinde, sözlük, eş anlamlar sözlüğü, yazın, coğrafya ve diğer referans verileri kapsayan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler eksiksiz ve güncel olarak kabul edilmemelidir ve yasal, tıbbı ya da herhangi bir uzmanın görüş, danışmanlık ya da önerisinin yerine kullanılması amaçlanmamıştır. Kullanım Şartları.