Printer Friendly
1.759.708.460 hizmet alan ziyaretçiler.
forum mailing list For webmasters
?
New: Language forums
English
Dictionary
Español
Spanish
Dictionary
Deutsch
German
Dictionary
Français
French
Dictionary
Italiano
Italian
Dictionary
العربية
Arabic
Dictionary
中文简体
Chinese Simplified
Dictionary
Polski
Polish
Dictionary
Português
Portuguese
Dictionary
Nederlands
Dutch
Dictionary
Norsk
Norwegian
Dictionary
Ελληνική
Greek
Dictionary
Русский
Russian
Dictionary
Türkçe
Turkish
Dictionary
?

kol

0,01 sec.
kol arm, branch, catch, column, handle, lever, crank Arm, Griff, Hebel brazo, asa, palanca ذِرَاع, عتلة, مقبض páka, paže, rukojeť arm, håndtag, stang βραχίονας, μοχλός, χειρολαβή kädensija, käsivarsi, vipu bras, levier, poignée drška, poluga, ruka braccio, leva, maniglia ハンドル, レバー, 腕 손잡이, 조종간, 팔 arm, hefboom, hendel arm, håndtak, spak dźwignia, ramię, uchwyt alavanca, alça, braço, pega рука, ручка, рычаг arm, handtag, spak แขน, ชะแลง, ด้าม cái tay cầm, cánh tay, đòn bẩy 手柄, 杠杆,
noun kol [kol]
1 omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm bras
kol kemikleri os des bras
2 koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü épaule d'agneau, de veau, etc.
Kurbanın kolundan bir parça verdi. Il a donné un morceau d'épaule de la bête sacrifiée.
3 ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal branche
ağacın kolları les branches de l'arbre
4 makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan parça manivelle
Et makinesinin kolunu hızla çevirdi. Il a tourné vite la manivelle de la machine à hacher de la viande.
5 bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü manche
kolu kısa olan bağlamalar les instruments de musique à cordes pincées, au manche court
6 koltuk vb.nin yan tarafındaki dayanma parçası accoudoir
Koltuğun kollarına kumaş geçirdi. Il a mis du tissu aux accoudoirs du fauteuil.
7 bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri division, branche
Yol iki kola ayrılıyor. Le chemin se divise en deux voies.
8 güvenliği sağlamak için dolaşan polis, jandarma vb. forces de l'ordre
güvenlik kolları forces de l'ordre
9 kanat aile
uçağın kolları ailes de l'avion
kol at-
1 bitkinin gövdesinden ayrılan bir dalın bir yöne uzanması s'étendre, pousser
Çiçek kol attı. La fleur pousse.
2 çevreye yayılmak, genişlemek se répendre, s'étaler
Bütün şehre kol attılar. Ils se sont répandus dans toute la ville.
kol gez-
1 güvenlik amacıyla dolaşmak patrouiller
Polisler kol geziyor. Les policiers patrouillent.
2 dolaşmak faire un tour
mahallede kol gezen dedikodular les ragots qui circulent dans le quartier
3 kötü durum ve davranışların çok olması rôder, menacer
ortalıkta kol gezen terör la terreur qui menace


TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin.
?Sayfa araçları
Yazıcı dostu
Alıntı / bağlantı
E-posta
Geri bildirim
 Sözcük Tarayıcı:
?

Tekzip | Gizlilik ilkesi | Geri bildirim | Copyright © 2009 Farlex, Inc.
Bu web sitesinde, sözlük, eş anlamlar sözlüğü, yazın, coğrafya ve diğer referans verileri kapsayan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler eksiksiz ve güncel olarak kabul edilmemelidir ve yasal, tıbbı ya da herhangi bir uzmanın görüş, danışmanlık ya da önerisinin yerine kullanılması amaçlanmamıştır. Kullanım Şartları.