Printer Friendly
Çevrimiçi Sözlük / Turkish Dictionary
3.897.109.734 hizmet alan ziyaretçiler.
forum Join the Word of the Day Mailing List For webmasters
?
English
Dictionary
Español
Spanish
Dictionary
Deutsch
German
Dictionary
Français
French
Dictionary
Italiano
Italian
Dictionary
العربية
Arabic
Dictionary
中文简体
Chinese Simplified
Dictionary
Polski
Polish
Dictionary
Português
Portuguese
Dictionary
Nederlands
Dutch
Dictionary
Norsk
Norwegian
Dictionary
Ελληνικά
Greek
Dictionary
Русский
Russian
Dictionary
Türkçe
Turkish
Dictionary
?

kafa

0,02 sec.
kafa head Haupt
noun kafa [ka'fa]
1 baş tête
koyunun kafası la tête du mouton
2 görüş, bakış açısı manière de voir
Bu kafayla bir yere varamaz. Il n'ira nulle part avec cette manière de voir.
3 kavrama ve anlama yeteneği compréhension
Kafasını hep matematikle meşgul ediyor. Il ne sollicite sa compréhension que pour les mathématiques.
4 bellek mémoire
Kafası tarihle dolu. Sa mémoire est pleine de dates historiques.
kafa at-
1 topa kafayla vurmak coup de tête (football)
Oyuncuların arasından yükselerek topa kafa attı. Il s'éleva parmi les autres joueurs et frappa le ballon par un coup de tête.
2 birinin yüzüne, sert bir biçimde kafayla vurmak coup de boule
Kafa atınca adamın burnu kırıldı. Lorsqu'il lui donna un coup de boule, le nez du type s'est cassé.
kafa patlat-
bir konu üzerinde çok düşünmek se creuser la tête
İki gündür bu soruyla kafa patlatıyor. Cela fait deux jours qu'il se casse la tête avec cette question.
kafa şişir-
gürültü ya da gevezelikle bir kimseyi rahatsız etmek prendre la tête
Biraz susun! Kafamı şişirdiniz! Taisez-vous un peu ! Vous me prenez la tête !
kafa tut-
karşı gelmek, diklenmek s'opposer
Müdüre kafa tuttu. Il s'est opposé au directeur.
kafadan at-
bir konu üzerinde rastgele konuşmak dire n'importe quoi
Kafadan attı, tutturdu. Il a dit n'importe quoi et il a trouvé.
kafasına koy-
bir şey yapmaya kesin karar verip zamanını beklemek se mettre en tête
Temmuzda tatile çıkmayı kafasına koydu. Il s'est mis en tête de partir en vacances en juillet.
adjective kafadar [kafa'daɾ] aynı anlayışta olan kimselerden her biri compère
kafadar gençler jeunes compères
adjective kafasız [kafa'sɯz]
1 kafası olmayan sans tête
kafasız ceset corps sans tête
2 anlayışı ve kavrayışı çok yetersiz olan benêt
kafasız adam un benêt
noun kafatası [ka'fatasɯ] başın kemik bölümü crâne
Kafatasında bir delik açtılar. Ils ont ouvert un trou dans son crâne.


TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin.
?Sayfa araçları
Yazıcı dostu
Alıntı / bağlantı
Geri bildirim
 Sözcük Tarayıcı:
?

Kullanım Şartları | Gizlilik ilkesi | Geri bildirim | Bize reklam verin | Copyright © 2012 Farlex, Inc.
Tekzip
Bu web sitesinde, sözlük, eş anlamlar sözlüğü, yazın, coğrafya ve diğer referans verileri kapsayan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler eksiksiz ve güncel olarak kabul edilmemelidir ve yasal, tıbbı ya da herhangi bir uzmanın görüş, danışmanlık ya da önerisinin yerine kullanılması amaçlanmamıştır.