Printer Friendly
1.759.777.713 hizmet alan ziyaretçiler.
forum mailing list For webmasters
?
New: Language forums
English
Dictionary
Español
Spanish
Dictionary
Deutsch
German
Dictionary
Français
French
Dictionary
Italiano
Italian
Dictionary
العربية
Arabic
Dictionary
中文简体
Chinese Simplified
Dictionary
Polski
Polish
Dictionary
Português
Portuguese
Dictionary
Nederlands
Dutch
Dictionary
Norsk
Norwegian
Dictionary
Ελληνική
Greek
Dictionary
Русский
Russian
Dictionary
Türkçe
Turkish
Dictionary
?

köşe

0,02 sec.
köşe angle, bend, corner زاوية roh hjørne Ecke γωνία esquina nurkka coin ugao angolo 모퉁이 hoek hjørne kąt canto угол hörna มุม góc 角落
noun köşe [cœ'ʃe]
1 birbirini kesen iki çizginin veya düzlemin oluşturduğu açı coin
kâğıdın köşesi le coin du papier
2 iki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer coin
odanın köşesi le coin de la chambre
3 iki sokağın veya caddenin kesiştiği yer coin de rue
Manavımız sokağın köşesinde. Notre marchand de quatre saisons est au coin de la rue.
4 yer veya yan coin
her köşeden gelen sesler des bruits venant de tous coins
5 kuytu, tenha veya ücra yer coin
Köşede kaldın, biraz öne çık. Tu es dans le coin, avance un peu.
6 futbol sahasında yan ve kale çizgilerinin kesişme noktası corner (football)
köşe vuruşu tir de corner
köşeyi dön- hiçbir çaba göstermeden kısa sürede zengin olmak s'enrichir facilement
Büyük ikramiyeyi kazanınca köşeyi döndü. Il s'est enrichi facilement en touchant le gros lot.
noun köşe atışı [cœ'ʃe atɯʃɯ] futbolda köşeden yapılan serbest atış corner (football)
Futbolcu köşe atışını kullandı. La footballeur a tiré le corner.
noun köşe kapmaca [cœ'ʃe kapmaʤa] çocukların köşe kaparak oynadıkları bir oyun un jeu d'enfant qui consiste à occuper des coins.
Köşe kapmacada hiç yenilmedi. Il n'a jamais perdu au jeu du "coin perdu".
noun köşebaşı [cœ'ʃebaʃɯ]
1 bir sokağın başka bir sokakla veya caddeyle kesiştiği yer angle de rue
köşebaşında bekleyen insanlar les gens qui attendent à l'angle de la rue
2 önemli makam poste important
Genç yaşında şirketin iyi bir köşebaşını kaptı. A son jeune âge il a réussi à avoir un poste important dans l'entreprise.
verb transitive accusative köşele- [cœʃele'-] (köşeler [cœʃe'leɾ]) köşeye gelecek biçimde koymak placer dans un angle
Koltuğu köşelediler. Ils ont placé le fauteuil dans un angle.


TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin.
?Sayfa araçları
Yazıcı dostu
Alıntı / bağlantı
E-posta
Geri bildirim
 Sözcük Tarayıcı:
?

Tekzip | Gizlilik ilkesi | Geri bildirim | Copyright © 2009 Farlex, Inc.
Bu web sitesinde, sözlük, eş anlamlar sözlüğü, yazın, coğrafya ve diğer referans verileri kapsayan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler eksiksiz ve güncel olarak kabul edilmemelidir ve yasal, tıbbı ya da herhangi bir uzmanın görüş, danışmanlık ya da önerisinin yerine kullanılması amaçlanmamıştır. Kullanım Şartları.