Printer Friendly
Çevrimiçi Sözlük / Turkish Dictionary
3.896.780.466 hizmet alan ziyaretçiler.
forum Join the Word of the Day Mailing List For webmasters
?
English
Dictionary
Español
Spanish
Dictionary
Deutsch
German
Dictionary
Français
French
Dictionary
Italiano
Italian
Dictionary
العربية
Arabic
Dictionary
中文简体
Chinese Simplified
Dictionary
Polski
Polish
Dictionary
Português
Portuguese
Dictionary
Nederlands
Dutch
Dictionary
Norsk
Norwegian
Dictionary
Ελληνικά
Greek
Dictionary
Русский
Russian
Dictionary
Türkçe
Turkish
Dictionary
?

iyi

0,01 sec.
iyi all right, fine, good, healthy, nice, O.K., well, well-, sound gut, verstehen bueno, bien, conveniente bon, bien, ok добрый, хороший, хорошо جَيِد, حَسَن, على ما يُرام dobrý, v pořádku, zdravý god, godt, rask εντάξει, καλός hyvä, hyvä on, terve dobar, u redu, zdrav bene, buono, va bene 申し分ない, 申し分なく, 良い 건강한, 잘, 좋은 goed, in orde bra, godt, greit dobry, w porządku bem, bom, está bem bra, okay ดี, อย่างน่าพอใจ khỏe mạnh, tốt 健康的, 好的, 良好
noun iyi [i'ji]
1 istenilen, beğenilen nitelikte olan bien, bon
Sınıfın iyileri belli oldu. Les bons élèves de la classe sont désormais connus.
2 çok quel
iyi paralı işler des métiers qui payent bien
3 uğurlu, hayırlı de bonne augure
iyi haber bonne nouvelle
4 sağlıklı sain
İyi misin? Tu vas bien ?
5 yerinde, uygun juste, propice
cevabın iyisi la bonne réponse
6 orta ile pekiyi arasındaki not bien
Karnesi iyi ile dolu. Son livret scolaire est plein de "bien"s.
adverb iyi
1 yeteri kadar suffisamment, assez bien
derslerine iyi çalışamayan öğrenciler des étudiants qui n'arrivent pas à travailler assez bien
2 istenilen, beğenilen, yararlı bir biçimde bien
İyi şarkı söylüyor. Il chante bien.
verb intransitive iyileş- [ijileʃ'-] (iyileşir [ijile'ʃiɾ])
1 iyi duruma gelmek s'améliorer
Havalar iyileşti. Le temps s'est amélioré.
2 hastalıktan kurtulmak guérir
Hasta iyileşti. Le malade a guéri.
noun iyilik [iji'lic] (iyiliği [ijili'i])
1 iyi olma durumu bonté, qualité
Ürünlerin iyiliğine göre fiyatlar değişiyor. Les prix changent en fonction de la qualité des produits.
2 karşılık beklenilmeden yapılan yardım bienfait
fakirlere iyilik bienfaits envers les pauvres
3 sağlığı yerinde olma durumu en bonne santé
Hastanın iyiliği ilaçları düzenli almasına bağlı. La guérison du malade dépend de se prise régulière des médicaments.
4 yarar, fayda utilité
Bize bu projenin bir iyiliği dokunmadı. Nous n'avons pas profité de l'utilité de ce projet.
iyilik et-/yap-
yararlı işler yapmak, yardımcı olmak se rendre utile, aider
İyilik yaptı, iyilik buldu. Il a fait du bien, il en a été recompensé.
interjection iyilik güzellik [iji'lic ɟyzellic] iyilik sağlık tout va bien !
- Ne var, ne yok? - İyilik güzellik. - Comment ça va ? - Tout va bien !
interjection iyilik sağlık [iji'lic saː'ɫɯk] sağlıklı ve iyi durumdayım je vais bien
Nasılsınız? -İyilik sağlık. Comment allez-vous ? - Je vais bien.
adjective iyimser [ijim'seɾ] her işi ve düşünceyi olumlu taraflarıyla değerlendiren; kötümser karşıtı optimiste
iyimser görüş point de vue optimiste


TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin.
?Sayfa araçları
Yazıcı dostu
Alıntı / bağlantı
Geri bildirim
 Sözcük Tarayıcı:
?

Kullanım Şartları | Gizlilik ilkesi | Geri bildirim | Bize reklam verin | Copyright © 2012 Farlex, Inc.
Tekzip
Bu web sitesinde, sözlük, eş anlamlar sözlüğü, yazın, coğrafya ve diğer referans verileri kapsayan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler eksiksiz ve güncel olarak kabul edilmemelidir ve yasal, tıbbı ya da herhangi bir uzmanın görüş, danışmanlık ya da önerisinin yerine kullanılması amaçlanmamıştır.