Printer Friendly
Çevrimiçi Sözlük / Turkish Dictionary
3.896.062.049 hizmet alan ziyaretçiler.
forum Join the Word of the Day Mailing List For webmasters
?
English
Dictionary
Español
Spanish
Dictionary
Deutsch
German
Dictionary
Français
French
Dictionary
Italiano
Italian
Dictionary
العربية
Arabic
Dictionary
中文简体
Chinese Simplified
Dictionary
Polski
Polish
Dictionary
Português
Portuguese
Dictionary
Nederlands
Dutch
Dictionary
Norsk
Norwegian
Dictionary
Ελληνικά
Greek
Dictionary
Русский
Russian
Dictionary
Türkçe
Turkish
Dictionary
?

hesap

0,03 sec.
hesap Konto, Rechnung account, check, reckoning, bill حساب, فاتورة رسمية účet konto, regning λογαριασμός cuenta lasku, pankkitili compte, note račun conto 請求書, 預金口座 계산서, 은행 계좌 rekening konto, regning konto, rachunek conta, conta bancária банковский счет, счет konto, räkning ใบแจ้งหนี้, บัญชีเงินฝาก hoá đơn, tài khoản 帐单, 账户
noun hesap (hesabı [hesaː'bɯ]) [he'sap]
1 aritmetik arithmétique
Hesap bilmeden işlem yapıyor. Il fait des opérations sans savoir compter.
2 alacaklı ya da borçlu olma durumu être en compte
bakkalda hesabı olan mahalleli habitant du quartier ayant un compte chez l'épicier
3 banka işlemleri için şahıs veya kurum adına düzenlenen çizelge livret bancaire
hesap defteri livret bancaire
4 ödenecek ücretin tutarı addition
garsondan hesabı istemek demander l'addition au serveur
5 tutara yönelik tahmin estimation du coût
maliyeti hesapların üstünde çıkan ürün produit dont le coût a été sous-estimé
6 başarılı bir girişim için alınan önlemlerin tümü mesures, calculs
Bozulan hesaplar işi engelledi. Les mauvais calculs ont entravé la démarche.
hesap tut-
alışverişle ilgili sayıları bir yere yazmak faire les comptes
Hesabı eski bir defterde tutuyor. Il fait les comptes sur un vieux cahier.
adjective hesapçı [hesap'ʧɯ]
1 hesabını iyi bilen, tutumlu économe
hesapçı bir emekli un retraité économe
2 çıkarını kollayan calculateur
hesapçı bir politikacı un politicien calculateur
verb transitive accusative hesapla- [hesapɫa'-] (hesaplar [hesap'ɫaɾ])
1 hesap işlemini yapmak calculer
Bugünkü kârını hesaplıyor. Il calcule son bénéfice d'aujourd'hui.
2 düşünmek, tasarlamak évaluer, estimer
Üç yılda iyi bir yere gelmeyi hesaplıyor. Il estime pouvoir atteindre une situation dans trois ans.
verb intransitive hesaplaş- [hesapɫaʃ'-] (hesaplaşır [hesapɫa'ʃɯɾ])
1 alacakla vereceğin hesabını yapmak faire les comptes
Alacaklılarıyla hesaplaştı. Il a fait ses comptes avec ses créanciers.
2 karşılıklı olarak kozlarını paylaşmak règler un compte avec
Düşmanlarıyla hesaplaşacak. Il va régler ses comptes avec ses ennemis.
3 bir şey hakkında düşünüp, tartışarak bir yargıya varmak se concerter en vue d'une décision
geçmişiyle hesaplaşan adam l'homme qui régle ses comptes avec son passé
adjective hesaplı [hesap'ɫɯ]
1 bütçeye uygun, ucuz économique
hesaplı ürünler des produits économiques
2 tutumlu économe
hesaplı biri qqn d'économe
3 planlı planifié
hesaplı bir yatırım un investissement planifié
adjective hesapsız [hesap'sɯz]
1 hesabı tutulmayan sans limite
hesapsız giderler des dépenses sans limites
2 sayılamayacak kadar çok olan innombrable, sans limites
hesapsız ihtiyaçlar d'innombrables besoins
3 önceden iyi düşünülmemiş mal évalué
Hesapsız bir işe girişti. Il a entrepris une affaire mal évaluée.
4 ölçüsüz, tutumsuz démesuré
hesapsız harcamalar dépenses démesurées


TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin.
?Sayfa araçları
Yazıcı dostu
Alıntı / bağlantı
Geri bildirim
 Sözcük Tarayıcı:
?

Kullanım Şartları | Gizlilik ilkesi | Geri bildirim | Bize reklam verin | Copyright © 2012 Farlex, Inc.
Tekzip
Bu web sitesinde, sözlük, eş anlamlar sözlüğü, yazın, coğrafya ve diğer referans verileri kapsayan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler eksiksiz ve güncel olarak kabul edilmemelidir ve yasal, tıbbı ya da herhangi bir uzmanın görüş, danışmanlık ya da önerisinin yerine kullanılması amaçlanmamıştır.