hüküm

hüküm

decision, judg(e)ment, provision, ruling, sentence, verdict (hy'cym)
ad hükmü (hyc'my)
1. Yargıç sanığın suçsuz olduğu hükmüne vardı.
2. hükümsüz bir devlet
a. hüküm süren kral
b. hüküm süren görüşler
c. hüküm süren soğuklar
3. gayrimenkul hükmünde mal varlığı
4. hükmü kalkan kanunlar
5. kışın artık kalmayan hükmü
6. suçsuzluk hükmü
a. Hakim henüz bir hüküm vermedi.
b. Yargıç mahkûmun üç yıl yatmasına hüküm verdi.