gölge

gölge

shadow, shade, silhouetteombresombraтеньظِلّstínskyggeSchattenίσκιος, σκιάsombravarjonijansa, sjenaombra影, 陰그늘, 그림자schaduwnyanse, skyggecieńskuggaเงา, ร่ม ที่ร่มcái bóng, chỗ râm影子, 荫凉处 (ɟœl'ɟe)
ad
1. ağacın gölgesinde oturmak
Bu saatte balkona gölge düşer.
şöhretine gölge düşürmek
a. Yeni bina evimize gölge ediyor.
b. mecaz mutluluğa gölge eden sorunlar
2. Çocuğu gölgeye götürdüler.
3. çok uzaklarda ilerleyen iki gölge
4. mecaz Kocası onun gölgesidir; hiç yalnız bırakmaz.