1.763.643.976 hizmet alan ziyaretçiler. |
|
dur- |
0,03 sec. |
|
dur- verb intransitive dur- (durur [du'ɾuɾ]) [duɾ'-] 1 hareketsiz durumda olmak Araba ışıklarda durdu. 2 çalışmamak Saat durmuş. 3 bir yerde bir süre oyalanmak Çocuk dersten sonra durmadan eve geldi. 4 dinmek, kesilmek Yağmur durdu. 5 varlığını sürdürmek hâlâ duran tarihî eserler 6 dikilmek, beklemek ayakta durmak 7 ara vermek durmadan çalışmak adjective durağan [duɾa'an] 1 sabit durağan değerler 2 etkin olmayan, gelişmemiş durağan bir ekonomi noun durak [du'ɾak] (durağı [duɾa'ɯ]) 1 tren, otobüs vb.nin durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer otobüs durağı 2 konuşmada, anlama göre kelimeler arasındaki kesinti konuşmada duraklara dikkat etmek 3 hece ölçülü şiirlerde durma yerleri dörtlü durak verb intransitive durakla- [duɾakɫa'-] (duraklar [duɾak'ɫaɾ]) 1 kısa bir süre için veya arada bir durmak Duraklayarak yürüyor. 2 bir süre ses çıkarmamak hayret içinde duraklamak verb intransitive duraksa- [duɾaksa'-] (duraksar [duɾak'saɾ]) duraklamak Futbolcu kaleye giderken bir an duraksadı. adjective durgun [duɾ'gun] 1 sakin durgun sular 2 neşesiz durgun çocuklar 3 sönük, hareketsiz durgun bir piyasa adverb durmadan ['duɾmadan] kesintisiz, sürekli Yazar durmadan mektup alıyor. TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin. |
|
| Ücretsiz Araçlar: |
Sörfçüler için:
Tarayıcı eklentisi |
Günün sözcüğü |
Yardım
Web sorumluları için: Ücretsiz içerik | Bağlama | Arama kutusu | Çift tıklayarak arama | Bizimle ortak olun |
|---|