Printer Friendly
1.759.829.256 hizmet alan ziyaretçiler.
forum mailing list For webmasters
?
New: Language forums
English
Dictionary
Español
Spanish
Dictionary
Deutsch
German
Dictionary
Français
French
Dictionary
Italiano
Italian
Dictionary
العربية
Arabic
Dictionary
中文简体
Chinese Simplified
Dictionary
Polski
Polish
Dictionary
Português
Portuguese
Dictionary
Nederlands
Dutch
Dictionary
Norsk
Norwegian
Dictionary
Ελληνική
Greek
Dictionary
Русский
Russian
Dictionary
Türkçe
Turkish
Dictionary
?

deniz

0,02 sec.
deniz sea, naval Meer, See, Marine- θάλασσα, ναυτικός Denis, mer, naval mar, naval море, морской بَحْر, بحري moře, námořní flåde-, hav mar, naval laivasto-, meri more, pomorski mare, navale 海, 海軍の 바다, 해군의 scheeps-, zee marine-, sjø morski, morze hav, marin เกี่ยวกับเรือ, ทะเล biển, thuộc hải quân , 海军的
noun deniz [de'niz]
1 yeryüzündeki geniş ve tuzlu su kütlesi mer
denize girmek se baigner en mer
2 Ay'daki düzlükler étendues lunaires
Uydu aracı aydaki denize indi. Le véhicule spatial a aterri dans la mer lunaire.
3 çokluk, yoğunluk intensité
Onda para deniz gibi. Il est immensément riche.
noun deniz feneri [de'niz feneɾi] geceleri deniz taşıtlarına yol gösteren fener phare
deniz fenerinin ışığı la lumière du phare
noun deniz kuvvetleri [de'niz kuvvetleɾi] deniz savunması için askerî kuruluşlar marine
deniz kuvvetleri komutanı commandant pour la marine nationale
noun deniz mili [de'niz mili] 1852 m olan uzunluk ölçüsü birimi mille marin
üç deniz mili trois milles nautiques
noun deniz motoru [de'niz motoɾu] pervaneli ve patenli motorlu gemi bateau à moteur
güçlü bir deniz motoru un bateau à moteur puissant
noun deniz tutması [de'niz tutmasɯ] gemideki sallantıların insanda yarattığı rahatsızlık mal de mer
Deniz tutması midesini mahvetti. Le mal de mer a chamboulé son estomac.
noun denizaltı [de'nizaɫtɯ] (denizaltıyı [de'nizaɫtɯjɯ]) denizin altında ve üstünde yol alabilen gemi sous-marin
denizaltı tayfası équipage de sous-marin
noun denizanası [de'nizanasɯ] yassı ve saydam deniz hayvanı méduse
Boğaz suları deniz anasıyla dolu. Les eaux du Bosphore sont infestées de méduses.
adjective denizaşırı [de'nizaʃɯɾɯ] denizlerin ötesinde bulunan outre-mer
denizaşırı ülkeler les pays d'outre-mer
noun denizci [deniz'ʤi]
1 denizle ilgili işlerde çalışan kimse marin
denizci gömleği une chemise de marin
2 deniz sporlarıyla uğraşan kimse marin
denizcilerin yarışmalara katılım oranı le taux de participation des marins aux épreuves sportives
3 deniz kuvvetlerine bağlı (subay, er vb.) marin
Askerliğini denizci olarak yaptı. Il a fait son service militaire dans la marine.
noun denizcilik [denizʤi'lic] (denizciliği [denizʤili'i])
1 denizlerde sefer yapma işi marine
On yıldır denizcilikle uğraşıyor. Il travaille dans la marine depuis dix ans.
2 gemi işletmesiyle ilgili meslek navigation
denizcilik okulu école de navigation
3 deniz sporculuğu sports nautiques
denizcilik dalındaki yarışmalar les courses des sports nautiques
noun denizkızı [de'nizkɯzɯ] alt yarısı balık olan, masal kahramanı bir kız sirène
masallardaki denizkızı la sirène des contes
noun denizyıldızı [de'nizjɯɫdɯzɯ] kayalıklar üzerinde yaşayan yıldız biçiminde bir hayvan étoile de mer
Çocuk sahilden denizyıldızı topluyor. L'enfant ramasse des étoiles de mer sur le rivage.


TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin.
?Sayfa araçları
Yazıcı dostu
Alıntı / bağlantı
E-posta
Geri bildirim
 Sözcük Tarayıcı:
?

Tekzip | Gizlilik ilkesi | Geri bildirim | Copyright © 2009 Farlex, Inc.
Bu web sitesinde, sözlük, eş anlamlar sözlüğü, yazın, coğrafya ve diğer referans verileri kapsayan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler eksiksiz ve güncel olarak kabul edilmemelidir ve yasal, tıbbı ya da herhangi bir uzmanın görüş, danışmanlık ya da önerisinin yerine kullanılması amaçlanmamıştır. Kullanım Şartları.