Printer Friendly
Çevrimiçi Sözlük / Turkish Dictionary
3.892.829.043 hizmet alan ziyaretçiler.
forum Join the Word of the Day Mailing List For webmasters
?
English
Dictionary
Español
Spanish
Dictionary
Deutsch
German
Dictionary
Français
French
Dictionary
Italiano
Italian
Dictionary
العربية
Arabic
Dictionary
中文简体
Chinese Simplified
Dictionary
Polski
Polish
Dictionary
Português
Portuguese
Dictionary
Nederlands
Dutch
Dictionary
Norsk
Norwegian
Dictionary
Ελληνικά
Greek
Dictionary
Русский
Russian
Dictionary
Türkçe
Turkish
Dictionary
?

bir

0,01 sec.
bir ein, eine, eins, unlängst a, all one, bit, certain, identical, one, same, some, unit, an ένα, ένας één, een واحد jeden, jedna, nějaký en un, uno yksi un jedan un, uno 一, 一つの 1, 어떤 하나의 en jeden um один en หนึ่ง một , 一个
numeral bir [biɾ] asıl sayıların ilki, 1 un
bir oda une chambre
article bir varlıkları belirsiz olarak gösteren (sayı) un
bir gencin hikâyesi l'histoire d'un jeune homme
Bir şey değil teşekkür edene söylenen söz de rien
- Çok teşekkür ederim. - Bir şey değil. -Je vous remercie. - De rien.
adjective bir
1 tek unique
sadece bir hedefe yönelmek vers un but unique
2 birleşik uni
Paketlerin ikisi bir olsun mu? Voulez--vous un seul paquet ou deux ?
3 aynı boyda, aynı önemde même
bir boyda iki çocuk deux enfants de même taille
adverb bir ara ['biɾ aɾa]
1 kısa bir süre instant
Bir ara dışarıdan çocuk sesleri geldi. Pendant un instant, des voix d'enfants sont venues de l'extérieur.
2 geçmiş bir zamanda dans le passé
Onu bir ara görmüştüm. Je l'avais vu dans le passé.
adverb bir arada ['biɾ aɾada] beraber ensemble
bir arada yaşamak vivre ensemble
bir araya gel-
bir yerde toplanmak, buluşmak se réunir
Dün okul arkadaşlarımızla bir araya geldik. Hier nous nous sommes réunis avec nos camarades d'école.
bir araya getir-
toplamak ramasser
Akrabaları bir araya getirdik. Nous avons rassemblé les parents.
bir başına ['biɾ baʃɯna] yalnız olarak seul
bir başına yaşamak vivre seul
adverb bir bakıma ['biɾ bakɯma] bir açıdan d'une certaine manière
Bir bakıma haklısın. Tu as raison d'une certaine manière.
adverb bir bir ['biɾ biɾ] teker teker, parça parça un à un
Yaptıklarını bir bir söyledi. Il a dit un à un ce qu'il a fait.
adjective bir sürü ['biɾ syɾy] çok fazla beaucoup trop
Evde bir sürü misafir vardı. Il y avait à la maison un tas d'invités.
adverb bir tek ['biɾ tec] sadece ne... que...
Sınavı bir tek Ali geçmiş. Il n'y a que Ali qui a passé l'examen.
adverb bir türlü ['biɾ tyɾly] hiç bir şekilde en aucune façon
bir türlü kabul etmemek n'accepter d'aucune façon


TFD'ye varolduğu için nasıl teşekkür ederiz? bir arkadaşınıza bizden bahsedin, bu sayfaya bir bağlantı ekleyin, siteyi iGoogle'a ekleyin ya da ücretsiz eğlence içeriği için web sorumlusunun sayfasını ziyaret edin.
?Sayfa araçları
Yazıcı dostu
Alıntı / bağlantı
Geri bildirim
 Sözcük Tarayıcı:
?

Kullanım Şartları | Gizlilik ilkesi | Geri bildirim | Bize reklam verin | Copyright © 2012 Farlex, Inc.
Tekzip
Bu web sitesinde, sözlük, eş anlamlar sözlüğü, yazın, coğrafya ve diğer referans verileri kapsayan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler eksiksiz ve güncel olarak kabul edilmemelidir ve yasal, tıbbı ya da herhangi bir uzmanın görüş, danışmanlık ya da önerisinin yerine kullanılması amaçlanmamıştır.